MAKALE barobirlik 74 venlik hukuku bakımından da ayrıca değerlendirilmelidir. Bu bağlamda COVİD-19’un meslek hastalığı olup olmadığı değerlendirmesi yapılırken sağlık çalışanlarını diğer çalışanlardan ayırarak incelemelerde bulunulduğu görülmektedir. Zira tüm dünya genelinde pandemi ilan edilen olağan dışı bir dönemde sağlık çalışanları için de işin olağan yürütüm şartları ve niteliği ile olağan iş yeri şartları farklılık göstermektedir ve sağlık çalışanlarına meslekleri gereği koronavirüs bulaşma riski daha yüksektir. Koronavirüsün sağlık çalışanı olmayanlar açısından meslek hastalığı sayılamayacağı şüphe götürmemektedir, zira söz konusu hastalık bir başka hastadan solunum yoluyla alındığından bu durumda görülen işin niteliği veya şartları ile koronavirüs arasında meslek hastalığının gerektirdiği bağ kurulamamaktadır. Sağlık çalışanlarının koronavirüse yakalanmaları hâlinde ise bunun meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre41 bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için yapılan işin niteliğinden kaynaklanan bir sonucun olması gerekmektedir, oysaki koronavirüs yapılan işin niteliğinden veya şartlarından kaynaklanan bir sebeple bulaşmamaktadır. Yine koronavirüs ani bir olay neticesinde bulaşmaktadır ve buna bağlı zarar derhal ortaya çıkabileceği gibi zamana yayılarak da ortaya çıkabilmektedir. Bu anlamda koronavirüs, eğer 5510 sayılı Kanun’da yer alan şartları taşıyorsa iş kazası sayılmalıdır. Bir diğer görüşe göre42 ise sağlık çalışanları açısından COVİD-19’un meslek hastalığı sayılabilmesi için sağlık çalışanının COVİD-19’a ya41 Sabahattin Yürekli, “Çalışma Hayatında Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Etkileri”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Covid-19 Hukuk Özel Sayısı, Yıl 19, S.38, Yaz 2020/2, (Covid-19 Özel Ek), s. 45. 42 Seda Arslan Durmuş, “COVİD-19’un İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bakımından Değerlendirilmesi”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.78, S.2, 2020, s. 390. kalanması ve tedavi olsa dahi buna bağlı olarak sürekli bir akciğer hastalığının oluşması ve maluliyet durumunun ortaya çıkması gerekmekte, bununla birlikte her ne kadar COVİD-19 Yönetmelik’e ek listede yer almasa da (D) grubunda yer alan bulaşıcı hastalıklar kategorisine dahil edilmesi mümkün görülmektedir. Kanaatimizce salgın hastalıkların meslek hastalığı olarak kabul edilebileceğine yönelik bir düzenlemenin Yönetmelik’te yer alması, o salgın hastalığın meslek hastalığı olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için işin niteliği ve yürütüm şartları ile işin yürütüldüğü iş yeri şartlarından kaynaklanan ve süreklilik arz eden bir durumun varlığı aranmaktadır. Bu açıdan virüs taşıyan bir hastaya bakmakla yükümlü olan bir hekime bu virüsün bulaşması hâlinde o hekimin meslek hastalığına yakalandığını kabul etmek doğru olmayacaktır. SONUÇ Sanayi Devrimi ile değişen çalışma türleri ve koşulları, çalışanlar üzerinde de birtakım farklılıklar yaratmış ve bu farklılıklar insan sağlığını etkileyebilecek boyutlara ulaşmıştır. Bu sebeple buna yönelik hukuki düzenlemeler başta olmak üzere pek çok çalışma yapılmış ve neticesinde pek çok önlem hayata geçirilmiştir. Meslek hastalığına ilişkin olarak temelde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda meslek hastalığı riskini düzenlendiği, bununla birlikte kanunlardan birinin önlem ve koruma diğerinin ise çalışan temelli olmasından kaynaklı bir tanım farkı ve buna bağlı olarak meslek hastalığı sigortasından yararlanma kriterlerinde bir farklılık bulunduğu görülmektedir. Meslek hastalığı sigortasından yararlanabilmek için SSGSSK’da yer alan birtakım unsurların varlığı aranmaktadır. Bu unsurların başında ise hastalığın işin niteliğinden veya iş ve iş yeri koşullarından meydana gelmesi ve Yönetmelik’te yer alan listede sayılması gelmektedir. Gelişen teknoloji ile birlikte her gün değişen iş yeri ve çalışma koşulları ve her an ortaya çıkabilecek salgın hastalıklar (COVİD-19 pandemisi buna örnektir.) dikkate alındığında kanunda Yönetmelik’te yer almayan bir hastalığın meslek hastalığı olabileceğine yönelik açık kapı bırakılması kanaatimizce isabetli olup bununla birlikte hastalık ile iş ve iş yerinin niteliği ve koşulları arasındaki illiyet bağının çok dikkatli şekilde incelenmesi, somut olay değerlendirmesinin iyi şekilde yapılması gerekmektedir. Kanaatimizce psikolojik rahatsızlıkların ise tek kaynağının meslek yaşamı olamayacağı kabul edildiğinden ispat zayıflığı sebebiyle meslek hastalığı sayılma ihtimali çok düşüktür, bununla birlikte gerek tıbbi raporlar gerekse özellikle mobbinge yönelik tanık beyanları ile bu ihtimalin güçlendirilmesi mümkündür. COVİD-19 hastalığının da meslek hastalığı olup olmadığı değerlendirmesi de buna uygun olarak ortaya konmalı ve hastalığın iş yeri kaynaklı olmaması, etkilerinin yavaş yavaş ve belirli bir sürece yayılarak ortaya çıkmaması dikkate alındığında meslek hastalığı olarak kabul edilmeyeceği ifade edilmelidir. Kaynakça Akdeniz Ayşe Ledün, Sosyal Güvenlik Hukukunda Meslek Hastalığı Kavramı, (Yüksek Lisans Tezi), Danışman Ömer Ekmekçi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012, https://tez.yok.gov.tr (erişim tarihi 18.05.2021). Akdeniz Ayşe Ledün, “İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Zararlardan Sorumluluğunun Niteliği”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.LXXII, S.2, 2014, ss. 3-30.
RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1