E-Barobirlik Dergisi Sayı 78

MAKALE barobirlik 53 recinde tarihsel bir dönem içerisinde piyasa ilişkilerinin dışında kalan ve değere sahip olmaması sebebiyle tahvil edilemeyen şeylerin, ekonomik ilişkiler ağının getirdiği baskı içerisinde ekonomik bir değere sahip olması metalaşma olarak ifade edilebilir90. Bu sistem içerisinde neoklasik iktisat öğretisinin de etkisiyle haklar sürekli ekonomik bir düzlemde değerlendirilmektedir ve mevcut sınırlarını aşma yönünde eğilim gösteren özel mülkiyet hakkı, bireyi toplumsal bağlarından kopararak farklı hukuki formülasyonlar içerisinde yeni sözleşmesel ilişkilerin odağında bırakmaktadır91. Bu açıdan her türlü üretimin veya nesnenin piyasada bir değere tekabül edecek şekilde dolaşım sürecinin içerisine çekilmesi yönünde bir eğilim ile metaların piyasada sürekli hazır halde bulundurulması eğilimi metalaşma sürecinde bir arada devam etmektedir. Bu süreç sermayenin nüfuz ettiği tüm alanlarda herhangi bir engelle karşılaşmadan yayılım göstermesine dek süreklilik gösterecektir92. Örneğin meclis, sermaye grupları veya şirketlere ticari işlemlerde bulunabilecekleri bir alan açarak daha önce ticari niteliğe haiz olmayan bir şeyin yasal olarak altyapısını düzenlemektedir. Böyle90 ÖZDEMİR, 2005, s. 88. 91 “Ekonomik etkinlik uğruna, hukukun piyasayı taklit etmesi gerektiğinden, otoyollar ve göller gibi pek çok kamusallığın özelleştirilmesini, organ ve hatta bebek piyasasını savunmaya dek, giderek radikalleşen düşünsel çıktılar üreten bir bakış açısının, toplumun çatışmalı doğası, kültürel çeşitliliği ve zenginliğe bağlı bölünmüş yapısı karşısında kendi söylemini sağlama alacak argümanlar geliştirmesi beklenirken, bunu görebilmek güçtür.” DÜLGER, Muzaffer, Hukuka Ekonomik Yaklaşımın Toplumsal Dayanakları, Birinci Basım, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2020, s. 386-387. 92 EVRENSEL, Özcan, “Metalaşma: Meta Biçiminin Gelişimi”, Eğitim, Bilim, Toplum Dergisi, Yıl: 2017, Cilt: 15, Sayı: 58, (s. 60 -115), s. 90-92. ce devletin münhasıran söz sahibi olması gereken bir alana sermaye el atarak bu alanda oluşan gereksinimin sonucu ilişkiler ticari nitelik kazanmaya başlamaktadır93. Bu durum ölü bir insan bedeninin bir ülkeden bilimsel amaçlı çalışma amacıyla ülkemize sokulmasında da görüldüğü üzere, kadavranın ticari işlemlere konu edilebilirliği noktasında da büyük bir sınırlandırmayı kaldırma aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Bu doğrultuda çalışma açısından kadavra, ticari işlemlere konu ve piyasada değere tekabül eden bir şey olarak şirketler elinde bir emtia statüsündedir veya bu statüye büyük bir benzerlik göstermektedir. Öyle ki uluslararası alanda tıp kurumlarına bilimsel amaçlı kullanılacak organ, doku ve kadavra temin etmek amacıyla beden ticaretiyle uğraşan kişilerin bu işler için ortaya çıkmaları mümkün olmuştur. Bu kişiler piyasanın talepleri doğrultusunda ihtiyaç sahipleriyle kadavra sahipleri arasında aracılık yapan, komisyon alan veya bu alanda faaliyet gösteren şirketlerden oluşmaktadır. Bu alanda faaliyette bulunan ve “body broker” denilen beden simsarlarının kadavralar için talep ettikleri fiyatlar da çoğunlukla illegal bir süreçte arz-talep dengesi içerisinde değişkenlik göstermektedir94. Gerçekten de kadavra ticaretinin metalaştırma sürecinin bir sonucu olarak gerçekleştiğini ve XIX. yüzyıldan itibaren şehirlerde yoksulların bedenlerinin satılmaya başlandığından hareketle bunu bir “ceset ekonomisi” olarak okumak da ihtimal dahilindedir. Bu yolda insan bedenleri, iktisadi yararlılık ve 93 ÖZDEK, Yasemin, Şirket Egemenliği Çağı, Notabene Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 2011, s. 103-104. 94 ARPACI, Murat, “Biyokapitalizm ve Beden Simsarlığı: Günümüzde Beden Ticaretinin Meslekleşmesi”, Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi”, Yıl: 2020, Sayı: 35, (s. 519 546), s. 539-540. iktisadi değer kavramlarıyla tıbbi ihtiyaçların giderildiği meta-ceset olarak ifade edilebilecek bir yolda kullanıma sokulmuş durumdadır95. Bu konudaki güncel örnekler de dünyanın az gelişmiş ülkelerinde yaşayan kişilerin yalnız ölümleri sonrası (post mortem) değil, yaşamlarını sürdürürken de bedenlerinin belirli bölgelerini piyasada arz etmekte olduğunu96 bize göstermektedir. Bir başka ifadeyle insan bedeninin belirli uzuv ve parçaları kişinin sağlığında da önemli bir değere tekabül edecek şekilde piyasada talep görmektedir. Örneğin Nahavandi bu konudaki eserinde böbrek nakli, taşıyıcı annelik, saç ticareti gibi alanlarda uluslararası piyasanın artık oluştuğuna dikkat çekmektedir. Bunu bir yoksulluk ve toplumsal eşitsizlik sorunu olarak gören yazara göre kiralanan rahim, satılan böbrek ya da saç piyasada birer mal statüsünde işlem gördüğünden ötürü alıcı ve satıcının arz-taleplerinin artık dünyada karşılık bulduğu kabul edilmelidir97. 1980’li yıllara dek ilgili ülke ya da coğrafyada minör 95 “Ekonomik ve toplumsal yaşamda sermaye iktidarı meta-bedeni, klinik ve tıbbi anatomi bilgi-bedeni ve tıbbi ihtiyaçların motive ettiği arz-talep dengesi de meta-cesedi üretir.” ARPACI, Murat, “Cesedin Metalaşması: Kapitalizm, Bedenin Politik Ekonomisi ve Kadavra Ticaretinin Doğuşu”, Toplum ve Bilim Dergisi, Yıl: 2020, Sayı: 153, (s. 153- 173), s. 171. 96 Burada dikkat çekici bir konu da farklı üreme yöntemlerinde kadavralardan faydalanılması hususunu içeren tartışmalardır. Örneğin erkek kadavradan alınan önceden dondurulmuş spermlerle ölüm sonrası bu kimseden çocuk sahibi olunması, kadın bir kadavranın rahminin fetüs taşıyıcısı olarak kullanılması veya donmuş embriyoyla ölüm sonrası ebeveyn olunabilmesine dair tartışmalar mevcuttur. CANTOR, 2006, s. 211 vd. 97 NAHAVANDI, Firozueh, Commodification of Body Parts in the Global South Transnational Inequalities and Development Challenges, Palgrave Macmillan, London, s. 9.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1