MAKALE barobirlik 49 Türk hukukunda da Alman-İsviçre hukukundan hareketle bir cesedin üzerinde bir kimse vasiyetname yoluyla vücudunu diseksiyon amacıyla bir bilimsel kuruma veya otopsi yapılan kuruma bağışlayabileceği hükmü mevcuttur. Buna karşın bu kimse ya da bu kimsenin yakınları bu vücuda dair para ya da paraya karşılık gelen bir ivazla tasarrufta bulunacaklarını taahhüt ediyorlarsa bu hukuka ve ahlaka aykırı bir sözleşme olacağından kesin hükümsüzdür. Diğer bir ifadeyle kimse ölümü sonrası vücudunu paraya mukabil bir tasarrufun konusu yapamaz; ancak sağlığında kesilen uzuvlar üzerinde tasarruf hukuken mümkün kabul edilmektedir65. Bununla beraber cesedin bilimsel amaçlı inceleme ve araştırma için maddi menfaat karşılığı verilmesi mümkün olmamakla birlikte maddi içerikte olmayan yükümlülükler öngörülerek verilmesi mümkündür. Bunlar arasında bağışçıya söz konusu akademik kurumun internet sayfasında teşekkür edilmesi, fotoğrafının asılması ve biyografisinin ilgili bir yere yazılması gibi talepler sayılabilir66. denin ölüm sonrası nasıl kullanılacağı hususunda birbiriyle çatışan taleplerinin olabileceği hatırda tutulmalıdır. 2005 yılında Irak’ta ölen ABD’li Çavuş Jason Hendrix’in naaşı üzerinde daha önceden boşanmış ebeveynleri arasında bir ihtilaf söz konusu olmuştur. Anne California, baba ise Oklohama’da defin için talepte bulunurken askeri mahkeme iki ebeveynden yaşlı olan babayı haklı bulmuştur. CANTOR, Norman L., After We Die The Life and Times of the Human Cadaver, Georgetown University Press, Washington D. C., 2010, s. 46. 65 ATABEK, 2011, s. 194. 66 DOĞAN, Murat / OKUR, Sinan, “Cesedin Bilimsel İnceleme ve Araştırmalarda Faydalanılmak Üzere Vasiyet Edilmesi”, IV. Uluslararası Tıp Hukuku Kongresi Bildiri Kitabı, Aristo Yayınevi, C.I, (der. H. Hakeri, C. Doğan), İstanbul, 2021, s. 218. Bu hususta cesedin bilimsel inceleme ve araştırma amaçlı Kadavra Temini Hakkındaki Yasal Düzenleme ve Değişiklikler Ölü bedenin yasal durumuna ilişkin açıklamadan sonra bu bedenin tıp kurumlarına tesliminde yaşanan hususlara dair bir açıklama gerekmektedir. Bu hususta 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) 91-93. maddelerinde kanun koyucu ölü bedenden hukuka aykırı şekilde organ ve doku almanın suç oluşturacağını düzenlemiştir. İlgili maddelerde kişi veya ölü bedenden bir çıkara dayalı olarak doku ve organ alınması halinde hapis cezası verilebileceği ifadelerine yer verilmiş olmakla birlikte kadavraya ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Kadavradan alınan organın ticaretini yapmanın suç olması burada kadavraya ilişkin ticarete dair bir fikir oluşturmaya kaynaklık etmektedir. Bu konuda öne çıkan bir diğer kanun ise yukarıda da yer verilen 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’dur. Tıbbi ölüm halinin tespiti hususunda açık bir hüküm bulunmayan Kanun’da ölüm halinin tespiti hususunda bilimin ülkede ulaştığı düzey ve kurallar işaret edilmiş ve farklı alanlardan kurulu bir hekimler kurulunun oy birliğinin aranacağı hükme bağlanmıştır. Kanun’un 11. maddesinde “Ölüden Organ ve Doku Alma Koşulu ve Cesetlerin Bilimsel Araştırma İçin Muhafazası” başlığıyla kadavraya ilişkin şu ifadelere yer verilmektedir; “Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmemiş veya bu konudaki kullanılması hususunun bir miras sözleşmesinde yer alması da mümkündür. Miras sözleşmesindeki hususlara ilişkin tek taraflı beyanla vazgeçme imkânı beden bağışı için de uygulama alanı bulmaktadır. DOĞAN / OKUR, 2021, s. 211. isteğini iki tanık huzurunda açıklamamış ise sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ veya doku alınabilir. Aksine bir vasiyet veya beyan yoksa, kornea gibi ceset üzerinde bir değişiklik yapmayan dokular alınabilir. Ölü, sağlığında kendisinden ölümünden sonra organ veya doku alınmasına karşı olduğunu belirtmişse organ ve doku alınamaz67.” Aynı madde üzerinde 1982 yılında gerçekleştirilen ek düzenlemede ise konuya ilişkin olarak şu ifadelere yer verilir: “(…) Ayrıca vücudunu ölümden sonra inceleme ve araştırma faaliyetlerinde faydalanılmak üzere vasiyet edenlerle yataklı tedavi kurumlarında ölen veya bunların morglarına getirilen ve kimsenin sahip çıkmadığı ve adli kovuşturma ile ilgisi olmayan cesetler aksine bir vasiyet olmadığı takdirde 6 aya kadar muhafaza edilmek ve bilimsel araştırma için kullanılmak üzere ilgili yükseköğretim kurumlarına verilebilirler. Bu cesetlerin defin hususu dâhil tabi olacakları işlemler Adalet, İçişleri, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıklarınca bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 3 ay içinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” Kanun’un devamındaki maddelerde organ ve doku ticareti hakkında cezaî hükümler öngörülmekte ve bu ticaretin alım-satım ile komisyonculuğunu yapanlar için hapis veya para cezası verileceği hüküm altına alınmaktadır. Bununla beraber bilimsel araştırmalara ilişkin ceset üzerinde nasıl tasarruf edileceği hususu, 1982 tarihli “İnsan Cesedi Üzerinde Bilimsel Araştırma Yapılmasına 67 Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun, https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2238.pdf, (erişim tarihi 08.08.2022).
RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1