E-Barobirlik Dergisi Sayı 36 Ağustos 2018

MAKALE barobirlik 15 masıyla ilgili bir deneme” başlığı al- tında çeşitli insan hakları arasında, değer ve nitelik açısından farklılıklar olduğu; dolayısıyla bu hakların bazı ölçütlere göre türlere ayrılıp, tas- nif edilmesi gerektiğini ileri süren görüşler tartışma yaratabilmekte- dir. Bu görüşler özellikle bazı insan haklarının, ötekilerden daha önemli ve dolayısıyla daha öncelikli olması düşüncesini birlikte getirmesi ne- deniyle tartışmalara yol açmıştır. Bu tür görüşleri savunanlar, örneğin insan haklarından yararlanabilme- nin, ancak yaşayan insanlar için söz konusu olabileceğini dolayısıyla da yaşam hakkının bütün öteki hak- lardan daha öncelikli bir hak olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sü- rerler. İlk bakışta çok haklı gibi görünse de de bu saptamanın, uygulama- da totaliter ve otoriter rejimlerin işini kolaylaştıran sonuçlar verdiği gözden kaçırılmamalıdır. Özellikle, askeri ya da sivil “darbe” hazırlayan çevrelerin, psikolojik bir yöntem olarak halkı terör olaylarıyla bez- direrek otoriter bir yönetimi ister hale getirmeye çalıştıkları görüle- bilir. Darbecilerin, önce “faili meç- hul” denilen türden cinayetleri ve kişilerin “ortadan kaybolması” gibi olayları yaygınlaştırarak toplumda can güvenliğinin ortadan kalktığı bir ortam yaratmaları; böylelikle, sıradan insanları “can güvenliğimiz sağlansın da ötesi ne olursa olsun” diyecek noktaya getirmeleri, uygu- lanan bir taktiktir 12 . “Eser”de klasik anlamdaki insan hakları türlerinden ayrılınmış; yaza- rın kendine özgü bir sınıflandırma yaptığını görüyoruz. Yazar, insan haklarının “tür”lere ayrılması baş- lığını taşıyan bölümde insan hakkı kuşakları başlığında birinci 13 , ikin- ci 14 , üçüncü kuşak 15 hakları incele- dikten sonra insan haklarının “tür”- lere ayrılmasıyla ilgili bir deneme 12 “Eser”, s.48. 13 “Eser”, s.59. 14 “Eser”, s.61. 15 “Eser”, s.63. başlığında 16 “sınırlan- dırılabilme” ölçütlerine göre üç değişik insan hakkı türü olduğunu belirtiyor. Buna göre; a) Olağan koşullarda belli kısıtlamalara bağlı tutulabilecek haklar, b) Olağanüstü haller- de askıya alınabile- cek olan haklar, c) Olağanüstü haller- de bile salt (mutlak) olarak saygı gös- terilmesi gereken haklar şeklinde bir sınıflandır- ma yapılabilir. Özellikle (c) başlığında belirtilen haklara örnek olarak işkence ve insanlık dışı muamele yasağı her türlü koşul altında say- gı gösterilmesi gereken bir güvence olarak kabul edilmek- tedir denilmektedir 17 . Kişisel kanıma göre, günümüzde hukuk açısından yapılacak bir değerlendirmede, in- san haklarının en belirgin özelliği uluslararası boyutudur 18 . Eserde İnsan Hakları Evrensel Bil- dirisi 19 gibi evrensel; veya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1950) 20 veya Amerikan İnsan Hakları Söz- leşmesi 21 gibi bölgesel nitelikte birçok uluslararası sözleşme, bildiri incelenmiştir. İnsan hakları konula- rına ilişkin düzenlemeler içeren bazı uluslararası belgeler, görünüşte uluslararası antlaşmaya (sözleşme- ye) benzeseler de, gerçekte, siyasal nitelikte belgelerdir 22 . Örneğin, “Pa- ris Şartı”, Helsinki Sonal (Nihai) Se- nedi. Bu tür belgeler, hukuksal nite- 16 “Eser”, s.57-68. 17 “Eser”, s.68. 18 “Eser”, s.76. Eserde uluslararası ilişkiler ve insan hakları için bkz. Eser”, s.71-75. 19 “Eser”, s.31 vd. 20 “Eser”, s.111-125. 21 “Eser”, s.66-70. 22 Aybay, Rona: Kamusal Uluslararası Hukuk, Seçkin Yayınları 2011. lik bakımından “bağlayıcı” olmasalar bile İnsan Hakları Hukukunun geliş- mesine katkı sağlayabilmektedir. Bu belgelerdeki düzenlemeler, ulusal yasa koyuculara yol gösterme biçi- minde katkı sağlayabildikleri gibi 23 , ulusal mahkemelerin yorumları üzerinde de etkili olabilmektedir 24 . İnsan Haklarıyla adalet kavramı arasında yakın bağlantı olduğu su götürmez bir gerçekliktir. Bu gerçe- ğin farkında olan yazar kitabının bir bölümünü de bu konuya ayırmıştır. Bu yönleriyle insan hakları hukuku başucu kitabı olarak değerlendirile- bilir. Kadın hakları ve çocuk hakları gibi majör konuları da ele alınmış olsa iyi olurdu diye eleştiride bu- lunabilir; ancak bu konular çok ayrı bir çalışma konusudur. Sonuç ola- rak çok büyük çalışma alanını çok özet olarak ancak böyle bir eserde özetlemek olanaklıdır. 23 Aybay, Rona: Implementation of Helsinki Final Act by a Turkish Court , Turkish Yearbook of Internatio- nal Relations, 1978, Cilt 18, s.76 vd. 24 “Eser”, s.77.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1