E-Barobirlik Dergisi Sayı 36 Ağustos 2018

MAKALE barobirlik 14 İnsan Hakları Hukuku, yıllarını ulus- lararası düzeyde, çeşitli komite ve komisyonlarda üye olarak geçirmiş, Bosna-Hersek’te uluslararası yargıç olarak görev yapmış, mesleki yaşa- mı boyunca insan hakları hukuku- nun kavram ve sorunlarını tartışmış, Prof. Dr. Rona Aybay’ın edindiği deneyimlere ve yaptığı gözlemlere dayanan çok önemli bir çalışması olarak öne çıkıyor. Eser, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayı- nıdır ve 176 sayfadır. Kitabın kapa- ğında Hiroşima Barış Anıtı Parkı’nda bulunan Çocuk Barış Anıtı’nın resmi yer alıyor. Eserde hak 2 kavramı, insan hakları 3 açısından hak sahibi insan hakları- 1 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca, İnsan Hakla- rı Evrensel Bildirisi gibi oylanarak kabul edilmesi dileğiyle hazırlanan Bildiri Taslağı’nın “İnsanlığın Temel İlkeleri”olarak saptadığı ilkeler (madde 1) 2 Ziya Gökalp’in“ Ahlak yolu pek dardır; Tetik bas önü yardır; Sakın hakkım var deme; Hak yok, vazife var- dı r” dizelerinde dile getirilen görüş ahlak açısın- dan bir ölçüde kabul edilebilir bulunsa bile; hu- kuk açısından geçerli sayılamaz. Hukuk alanında böyle bir yaklaşım, çağdaş insan hakları kuramı açısından tümüyle geçersizdir. Ünlü yazarımız Haldun Taner “ G özlerimi Kapa- rım Vazifemi Yaparım “adlı tiyatro yapıtında, bu görüşün gerek bireysel düzeyde gerek toplum yaşamında yol açabileceği sakıncaları; insanları güldürürken düşündürerek, başarıyla ortaya koy- muştur (Aybay, Rona: İnsan Hakları Hukuku, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2015. (Bu çalışma- da“Eser”olarak kısaltılacaktır)“Eser”, s.19, dn.7. 3 Bazı insanların insan haklarından yararlanmaya layık olmadıkları yolunda görüşler çok yanlış ve tehlikeli sonuçlara yol açacak niteliktedir. Örne- ğin bir yöneticinin “insan hakları insan olanlara tanınır!” diyerek, kendi değerlendirmesine göre insan sayılmayan bazı insanların, temel haklardan yoksun bırakılmasını istemesi büyük bir yanlıştır (“Eser”, s.9 dn.9). nın tarihçesi, türleri, insan hakları ve ödevleri, hayvan hakları, 4 ardından insan hakları tarihsel gelişimine bir bakış ayrıntılarıyla birinci bölümde temel bilgiler kısmında incelenmiş- tir. Bu kısımda habeas corpus tan 5 başlayarak önemli tarihsel olaylar incelenmiştir. “Eser”i okurken insan hakları gibi “baba” bir konuyu okumuyorsunuz; aynı zamanda büyük devletlerin ya- pılarına, tarihlerine 6 ilişkin çarpıcı bil- gilere ulaşıyorsunuz. Yalnızca büyük devletlerin değil elbette; Türkiye’nin tarih ve sanat 7 alanlarına dair çarpıcı ve bir o kadar da içten dille kaleme alınmış bir metni okuyorsunuz. İnsan hakları denilince akla hemen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 8 4 Dünyanın hemen her yerinde, her gün mezba- halarda ve benzeri yerlerde hayvanlar etleri ve başka organlarından yararlanılmak için öldü- rülürken yada zevk için hayvan öldürülmesi “av sporu” sayılırken, hayvanların “yaşama hakkı”n- dan söz etmek büyük bir çelişkidir (Aybay, Rona: İnsan Hakları Hukuku, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul .2015, s.239 (Bu çalışmada “Eser” olarak kısaltılacaktır) İlgili bakanlığın resmi internet sitesinde bile, turistik değerleri arasında, doğal olarak, kebap çeşitlerinin belirtildiği bir ülke olan Türkiye’de , hayvanların “yaşama” hakkından söz etmek, ancak “yumurtasız omlet” gibi “etsiz ke- bap” yapmanın başarıldığı gün söz konusu olabi- lir (“Eser”, s.23, dn.6). 5 Mealen çevirisi“beden (vücut) senin denetiminde olabilir” olan “ habeas corpus” , kişi özgürlüğünün güvencesi olarak kabul edilmektedir. Anglo-Sak- son hukuk kültüründe çok önemli olan bu ilkeye göre; insanlar, yargıç önüne çıkarılmaksızın uzun süre kişi özgürlüğünden yoksun bırakılamaz (“Eser”, s.30 dn.13. 6 Örneğin bu çalışmanın yazarı “eser” in Sosyalist görüşlerin Sovyetler Birliği’ne etkileri başlığının bir dipnotunda belirtilen (“eser”,s.39, dn.24) Gri- gory Ivanovich Tunkin’in Sovyetler Birliği liderleri Nikita Kruşçev ve Mikhail Gorbaçov’un uluslarara- sı politika kararları üzerinde etkili olduğuna inanı- lır olduğu bilgisine bu eser ile vakıf olmuştur. 7 Bkz. dn. 2. 8 “Eser”, s.11-125. ve Avrupa İnsan Hakları Mahkeme- si 9 gelir. Ancak bu analiz yanıltıcıdır. Nazi Almanya’sının ve müttefikle- rinin yöneticileri, İkinci Dünya Sa- vaşı sonrasında kurulan Nürnberg ve Tokyo Askeri Mahkemelerinde yargılanmış ve çoğu ölüm cezası olmak üzere çeşitli cezalara çarp- tırılmışlardır 10 . Bu mahkemelerde sanıklara yöneltilen suçlar üçe ayrıl- mıştı: Barışa karşı suçlar; Savaş suç- ları ve İnsanlığa karşı suçlar. Ancak bu “mahkemeler ”in Ceza Hukuku- nun ve Ceza Usul Hukukunun temel bazı ilkeleri açısından “mahkeme” kavramına uygunluğunu savunma- ya olanak yoktur. Bu mahkemelerin adaletine “galiplerin adaleti” denil- miştir. Öte yandan ABD’nin, 6 Ağus- tos 1945 günü Hiroşima’ya atılan birinci ve özellikle Hiroşima’ya atılan bombanın etkisiyle direniş gücü kal- mamış olan Japonya’nın Nagazaki kentine 9 Ağustos 1945 günü atılan ikinci atom bombasının yol açtığı, örneği görülmemiş çaptaki ölüm- ler, yıkımlar ve etkileri yıllarca süren çevre felaketleri için ABD yönetici- lerinden hesap sorulabilmiş değildi. Stalin Rusya’sının sicilinde de, Nazi Almanya’sının zulümlerine benze- yen uygulamalar yok değildi; ama bunlar için herhangi bir uluslararası sorumluluk dile getirilmemişti 11 . Eser, Türkiye’nin sorunları bakımın- dan da günceldir. “Eser”in yazarı, “insan haklarının “tür”lerine ayrıl- 9 “Eser”, s.127-160. 10 Aybay Rona: “Uluslararası Mahkemeler ve Birey- lerin Ceza Sorumluluğu” , Köksal Bayraktar’a Ar- mağan, G.S.Ü Hukuk Fakültesi Dergisi , 2010, cilt 1, s.134 vd. 11 “Eser”, s.48 dn.4. PROF. DR. RONA AYBAY’IN İNSAN HAKLARI HUKUKU KİTABI ÜZERİNE Herkes, cinsiyet, ulusal köken, toplumsal statü, siyasal görüş, dil, yaş, uyrukluk ya da din bakımından ayırım gözetilmeksizin bütün insanlara, insancıl biçimde davranmakla yükümlüdür. 1 Doç. Dr. Nimet Özbek

RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1